TMB, İnşaat Sektörü Analizi Temmuz 2026 raporunu yayınladı
TMB, İnşaat Sektörü Analizi Temmuz 2026 raporunu yayınladı. Nitekim raporda küresel ekonominin dayanıklılık testi irdelenmekte.
İnşaat Sektörü Analizi Temmuz 2026 raporu özeti
Türkiye Müteahhitler Birliği’nin (TMB) İnşaat Sektörü Analizi Temmuz 2026 Raporu’nda küresel ekonominin dayanıklılık testi irdelenmekte. Nitekim Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Haziran ayında yayımladığı Ekonomik Görünüm Raporu’nda 2026 yılı küresel büyüme tahminini %2,8, 2027 yılı büyüme tahminini ise %3,1 olarak açıklamıştır.
Dünya Bankası, Haziran ayında yayımladığı Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu’nda 2026 yılı küresel büyüme tahminini %2,6’dan %2,5’e indirmiştir.
Uluslararası Para Fonu (IMF), Temmuz ayında yayımladığı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda 2026 yılı küresel büyüme tahminini %3,1’den %3,0’e indirirken, 2027 yılı büyüme tahminini %3,2’den %3,4’e yükseltmiştir.
ABD ekonomisi, 2026 yılı ilk çeyreğinde yıllıklandırılmış bazda %2,1 büyümüştür. Amerikan Merkez Bankası (FED), Mayıs ve Haziran ayı toplantılarında politika faizini %4,25-%4,50 aralığında sabit tutarak sıkı para politikası duruşunu korumuştur.
Euro Bölgesi ekonomisi 2026 yılı ilk çeyreğinde yıllık bazda %0,3 büyümüştür. Avrupa Merkez Bankası (ECB), Haziran ayı toplantısında politika faizini toplam 25 baz puan artırarak mevduat faizini %2,25 seviyesine çekmiştir.
Türkiye ekonomisi, 2026 yılı ilk çeyreğinde yıllık bazda %2,5, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış çeyreklik bazda %1,0 büyümüştür. Aynı dönemde inşaat sektörü %3,2 büyümüştür.
- aylık bazda %0,99,
- yıllık bazda %32,11
Yİ-ÜFE ise;
- aylık %1,80,
- yıllık bazda %28,09 olarak gerçekleşmiştir.
Mevsim etkilerinden arındırılmış verilere göre 2026 yılı ilk çeyreğinde işsizlik oranı %8,2, atıl işgücü oranı ise %30,4 olmuştur.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Haziran ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini %37,0 seviyesinde sabit tutmuştur.
Haziran ayında Ekonomik Güven Endeksi 98,9, Tüketici Güven Endeksi 87,9, Reel Kesim (İmalat Sanayi) Güven Endeksi 102,0 olmuştur.
Aynı dönemde alt sektörlerden Hizmet Sektörü Güven Endeksi 110,5, Perakende Ticaret Sektörü Güven Endeksi 112,8, İnşaat Sektörü Güven Endeksi 83,0 seviyesinde gerçekleşmiştir.
Ocak-Haziran 2026 döneminde Türk inşaat sektörü tarafından yurt dışında 2,7 milyar ABD Doları tutarında 57 proje üstlenilmiştir. Böylece sektörün 1972 yılından bu yana ulaştığı uluslararası proje hacmi 12.931 proje ve 566,1 milyar ABD Doları olmuştur.
İnşaat Sektörü Analizi Temmuz 2026 DÜNYA – Belirsizlik Kalıcılaşıyor
2026 yılının ikinci çeyreğinde küresel ekonomi, jeopolitik risklerin ekonomik göstergeler üzerindeki etkisinin daha belirgin hissedildiği, büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edildiği ve küresel ticaret görünümünün zayıfladığı bir döneme girmiştir. Orta Doğu’da tırmanan çatışmalar enerji arz güvenliğine ilişkin kaygıları artırırken, küresel tedarik zincirleri ve emtia piyasaları üzerindeki baskılar yeniden güç kazanmıştır. Buna paralel olarak küresel enflasyonda beklenen iyileşme süreci yavaşlamış, merkez bankalarının para politikalarında temkinli duruşlarını daha uzun süre koruyacaklarına yönelik beklentiler kuvvetlenmiştir.
Ekonomik aktivitedeki yavaşlama sinyalleri gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerin büyük bölümünde hissedilirken, uluslararası ticarette korumacılık eğilimlerinin güçlenmesi, yatırım iştahındaki zayıflama ve finansman koşullarındaki sıkılık büyüme görünümünü baskılayan temel unsurlar olarak öne çıkmıştır.
Finansal piyasalarda ise güvenli liman arayışı belirginleşirken, enerji ve emtia fiyatlarındaki dalgalanma dikkat çekmiştir.
Genel görünüm itibarıyla 2026 yılının ikinci çeyreği, küresel ekonomide enflasyonla mücadelenin sürmesine karşın büyümenin ivme kaybettiği, jeopolitik risklerin ekonomik karar alma süreçlerinde yeniden belirleyici hale geldiği ve belirsizliklerin kalıcılaştığı bir dönem olmuştur.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Haziran 2026’da yayımladığı Ekonomik Görünüm Raporu’nda, küresel ekonomide büyümenin zayıf; ancak, pozitif seyrini koruyacağını belirtirken, ticaret politikalarındaki belirsizlikler, jeopolitik gerilimler ve yüksek finansman maliyetlerinin ekonomik faaliyet üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiğini vurgulamıştır.
Dünya Bankası, Haziran 2026’da yayımladığı Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu’nda küresel ekonomiye ilişkin büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize ederek jeopolitik riskler ve enerji piyasalarındaki belirsizliklerin dünya ekonomisi üzerindeki baskısını artırdığına dikkat çekmiştir.
2026 yılının ikinci çeyreğinde küresel finansal piyasalar, jeopolitik gelişmeler ile merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentilerin yön verdiği dalgalı bir görünüm sergilemiştir.
Emtia piyasalarında fiyatlamaların temel belirleyicisi yine jeopolitik gelişmeler olmuştur. Çeyrek boyunca enerji arzına yönelik endişeler nedeniyle sert dalgalanmalar yaşayan petrol fiyatları, Haziran ayında gerilimin kısmen yatışmasıyla birlikte önemli ölçüde gerilemiş; Brent petrolün varil fiyatı 72,9 ABD Doları seviyesine inmiştir. Benzer şekilde güvenli liman talebiyle yükselen altın fiyatları da Haziran ayında güçlenen Dolar ve faiz beklentilerinin etkisiyle geri çekilmiş; ons altın fiyatı aylık bazda %11,7 düşüş kaydetmiştir.

Döviz ve tahvil piyasalarında ise ABD Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine ilişkin beklentilerin ötelenmesi doların küresel ölçekte güç kazanmasına neden olmuştur. Haziran ayında DXY Dolar Endeksi %2,3 yükselirken, ABD tahvil faizleri yüksek seviyelerini korumuş; küresel finansman koşullarındaki sıkılık gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını sınırlamaya devam etmiştir.
Orta Doğu ve Kuzey Afrika Ülkeleri (MENA): Diplomatik Yumuşama ve Entegrasyon Arayışında Stratejik Dönüşüm
2026 yılının ikinci çeyreği, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinde ilk çeyreğin getirdiği yıkıcı askeri gerilimlerin ardından, tarafların ekonomik sürdürülebilirlik adına “zorunlu bir uzlaşı” zeminine yöneldiği kritik bir dönemeç olmuştur. ABD ve İran arasında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve kırılgan ateşkesin uzatılması amacıyla varılan geçici anlaşma, küresel enerji arz güvenliği üzerindeki akut baskıyı hafifletirken bölge genelinde yeni bir denge arayışını başlatmıştır. Katar ve Pakistan gibi aktörlerin arabuluculuğunda yürütülen bu diplomatik süreç, bölge ekonomilerinin sıcak çatışma risklerinden sıyrılarak ticari koridorları canlandırma gayretine ivme kazandırmıştır. Ancak, bölgedeki bahar kısa sürmüş ve İran ile ABD arasındaki çatışmalar yeniden başlamıştır.
Ekonomik ve ticari rotalar, askeri gerilimlerin gölgesinden sıyrılarak kurumsal ve altyapısal entegrasyon hamleleriyle yeniden yapılandırılmaktadır. İlk çeyrekte lojistik kısıtlamalarla boğuşan Körfez ülkeleri, bu dönemde aralarındaki derin stratejik yaklaşım farklarını daha net ortaya koymuştur. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), OPEC’ten ayrılarak ve sınırlarında alternatif savunma sistemleri kurarak tamamen bağımsız bir güvenlik ve ticaret vizyonu çizerken; Suudi Arabistan, İran ile iletişim kanallarını açık tutarak ve dörtlü arabuluculuk mekanizmalarına katılarak bölgesel istikrarı koruma stratejisi gütmüştür.
Türkiye’nin bölgedeki rolü, bu yeni dönemde bürokratik, lojistik ve hukuki entegrasyon köprüsü olarak pekişmiştir. Suudi Arabistan ile diplomatik ve hususi pasaport sahiplerine yönelik karşılıklı vize muafiyetinin yürürlüğe girmesi, iki ülke arasındaki ticari mobilitenin önünü açmıştır.
2026 yılının ortaları; barışın kalıcı hale getirilmesi için diplomatik mekanizmaların en üst düzeyde çalıştırıldığı, ekonomik projeksiyonların ise “istikrar ve lojistik entegrasyon” ekseninde yeniden tasarlandığı yeni bir panoramayı temsil etmektedir.
NATO Ankara Liderler Zirvesi: “NATO 3.0” ve Güvenlik Ekonomisinin Yeni Dönemi
7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilen NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi, yalnızca ittifakın güvenlik politikaları açısından değil, küresel ekonomi ve savunma sanayiinin geleceği bakımından da yeni bir dönemin başlangıcına işaret etmiştir. Zirve’de alınan kararlar, NATO’nun klasik kolektif savunma anlayışının ötesine geçerek üretim kapasitesi, savunma sanayii, kritik tedarik zincirleri, ileri teknoloji ve enerji güvenliği gibi alanları kapsayan daha bütüncül bir güvenlik yaklaşımını benimsediğini göstermiştir. Uluslararası çevrelerde “NATO 3.0” olarak tanımlanan bu dönüşüm, yeni güvenlik mimarisinin somutlaşması olarak değerlendirilmektedir.
Genel olarak değerlendirildiğinde, Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi, güvenlik politikalarının ekonomik etkilerinin belirgin biçimde güçlendiği yeni dönemin en önemli kilometre taşlarından biri olmuştur.
İnşaat Sektörü Analizi Temmuz 2026 TÜRKİYE – Ekonominin Seyri Dalgalı
2026 yılının ikinci çeyreği, Türkiye ekonomisinde dezenflasyon hedefi doğrultusunda uygulanan sıkı para politikalarının etkilerinin daha belirgin hissedildiği bir dönem olmuştur. Büyüme tarafında, yılın ilk çeyreğinde ekonomi pozitif büyümesini sürdürmüş olmakla birlikte büyüme hızı önceki çeyreğe göre belirgin şekilde yavaşlamıştır. Sanayi üretimindeki ivme kaybı, öncü göstergelerin daralma bölgesinde kalması ile finansman koşullarının yatırımlar üzerindeki baskısı, ikinci çeyrekte ekonomik aktivitenin daha temkinli bir görünüm sergilediğine işaret etmiştir.
Enflasyon cephesinde aylar itibarıyla ciddi dalgalanmalara rağmen yıllık oran gerilemeye devam etmiş,
aylık enflasyon Haziran ayında yeniden %1’in altına inmiştir.
Para politikası tarafında Merkez Bankası sıkı duruşunu korumuş, enflasyondaki iyileşmenin kalıcı hale
gelmesine öncelik vermiştir. Para politikasında temkinli yaklaşım sürerken, yüksek finansman maliyetleri
kredi piyasası ve yatırım kararları üzerinde belirleyici olmaya devam etmiştir.
Maliye politikası tarafında ise deprem bölgesindeki yeniden inşa faaliyetleri ile kamu harcamalarının bütçe üzerindeki etkisi sürmüştür. Bütçe açığının ve kamu harcamalarının yüksek seyri, maliye politikasının dezenflasyon sürecine katkısını sınırlandırmıştır.
Jeopolitik gelişmeler, ikinci çeyrekte ekonomik görünüm üzerinde belirleyici unsurlardan biri olmuştur. Özellikle Orta Doğu’da tırmanan gerilimlerin enerji piyasaları üzerindeki etkileri hem küresel büyüme beklentilerini hem de Türkiye ekonomisine ilişkin tahminleri olumsuz etkilemiştir.
IMF, OECD ve Dünya Bankası’nın yayımladığı raporlarda küresel büyüme görünümü aşağı yönlü revize edilirken, Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme beklentilerinde de dikkat çekici indirimlere gidilmiştir.
Finansal piyasalar açısından değerlendirildiğinde ise sıkı para politikası ve rezervlerdeki toparlanma finansal istikrarı destekleyen unsurlar olurken, yüksek faiz ortamı reel sektörün finansmana erişimini zorlaştırmaya devam etmiştir. Küresel risk iştahındaki dalgalanmalar ve jeopolitik gelişmeler de döviz piyasaları ve sermaye hareketleri üzerinde etkili olmuştur.

Genel olarak değerlendirildiğinde, 2026 yılının ikinci çeyreği Türkiye ekonomisinin dezenflasyon sürecinde tam olmamakla birlikte mesafe aldığı; ancak bu sürecin büyüme, yatırım ve üretim üzerinde giderek daha belirgin maliyetler oluşturduğu bir dönem olmuştur.
Türkiye ekonomisi, 2026 yılının ilk çeyreğinde %2,5 büyüme kaydetmiş; büyüme eğilimini korumakla birlikte önceki çeyreklere kıyasla belirgin şekilde ivme kaybetmiştir. İlk çeyrek verileri, 2026 yılı için Orta Vadeli Program’da öngörülen %3,8’lik büyüme hedefi açısından temkinli bir başlangıca işaret etmiştir.
2026 yılının ikinci çeyreğinde uluslararası kuruluşlar, küresel büyümedeki yavaşlama, sıkı finansal koşullar ve artan jeopolitik risklerin etkisiyle Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme beklentilerini aşağı yönlü güncellemiştir.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ise Haziran 2026 tarihli Ekonomik Görünüm Raporu’nda Türkiye ekonomisinin;
- 2026 yılında %3,1,
- 2027 yılında ise %3,9 büyümesini beklediğini açıklamıştır.
OECD, uygulanan sıkı para politikasının enflasyondaki düşüşü desteklediğini; ancak, iç talebi ve yatırımları sınırlandırdığını vurgulamıştır. Raporda, mali disiplinin korunması ve yapısal reformların sürdürülmesinin sürdürülebilir büyüme açısından önem taşıdığı değerlendirilmiştir.
Dünya Bankası da Haziran 2026 tarihli Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu’nda Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etmiştir. Kuruluş;
- 2026 yılı büyüme beklentisini %3,7’den %2,8’e,
- 2027 yılı beklentisini ise %4,4’ten %3,7’ye düşürmüştür.
Dünya Bankası, sıkı finansal koşullar, iç talepteki dengelenme süreci ve küresel belirsizliklerin büyüme üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiğini belirtmiştir.
Uluslararası Para Fonu (IMF), Temmuz ayında yayımladığı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda Türkiye’nin;
- 2026 yılı büyüme tahminini %3,4’ten %2,9’a indirirken,
- 2027 yılı beklentisini %3,5’ten %3,6’ya yükseltmiştir.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan Türkiye İmalat PMI Endeksi;
- Mayıs ayında 49,8 seviyesindeyken
- Haziran ayında 47,1 değerine gerileyerek
imalat sanayinde faaliyet koşullarındaki bozulmanın belirginleştiğine işaret etmiştir.
Böylece PMI endeksi üst üste 27’nci ay 50 eşik değerinin altında kalarak sektörde daralma eğiliminin sürdüğünü göstermiştir.
Büyüme: Tüketim desteğiyle sınırlı seyir, sanayide kan kaybı
Türkiye ekonomisi 2026 yılının birinci çeyreğinde zincirlenmiş hacim endeksine göre yıllık bazda %2,5 oranında büyüyerek piyasa beklentilerinin altında bir performans sergilemiştir. Böylece 2025 yılı boyunca gözlenen kontrollü yavaşlama eğilimi yılın ilk çeyreğinde de devam etmiş, ekonomik büyümede ivme kaybı belirginleşmiştir.
Net ihracat kalemi yılın ilk çeyreğinde büyüme üzerinde en belirgin aşağı yönlü baskıyı oluşturmaya devam etmiştir. İhracatın yıllık bazda %12,7 oranında gerilemesine karşın ithalattaki düşüşün %2,0 ile sınırlı kalması sonucunda net dış talep büyümeyi 2,5 puan aşağı çekmiştir. Böylece net ihracatın büyümeye negatif katkısı 2023 yılının üçüncü çeyreğinden bu yana en yüksek düzeyine ulaşmıştır.
Özellikle yılın ilk aylarında artan jeopolitik gerilimler, enerji maliyetlerindeki yükseliş ve dış talepteki zayıflama ihracat performansını olumsuz etkilemiş ve büyümenin dış talep ayağını belirgin şekilde zayıflatmıştır.
İnşaat sektörü ilk çeyrekte %3,2 büyüyerek büyümeye 0,2 puan katkı sağlamıştır. Büyüme performansını sürdüren sektör, önceki dönemlere kıyasla ivme kaybetmiştir. Buna rağmen deprem bölgesinde devam eden yeniden inşa faaliyetleri sektörün büyümeye pozitif katkısını desteklemeyi sürdürmüştür. Tarım sektörü ise 2025 yılında yaşanan olumsuz iklim koşullarının ardından %4,6 büyüyerek 0,1 puanla yeniden büyümeye
pozitif katkı sağlamıştır. İlk çeyrekte %2,0 büyüyen vergi-sübvansiyon kalemi ise büyümeye 0,2 puan katkı
sağlamıştır.
Güven Endeksleri: Sınırlı güven artışı
TÜİK tarafından açıklanan Ekonomik Güven Endeksi;
- Nisan ayında 96,4 seviyesinde gerçekleşirken,
- Mayıs ayında %0,8 artışla 97,2’ye,
- Haziran ayında ise %1,8 artışla 98,9’a yükselmiştir.
Böylece ekonomik güven endeksi üç ay boyunca kademeli bir artış sergilemesine karşın 100 eşik değerinin altında kalmaya devam etmiş, ekonomik faaliyetlere ilişkin iyimserliğin henüz tam olarak güç kazanmadığına işaret etmiştir.
Alt endeksler incelendiğinde, Haziran ayında;
- Tüketici Güven Endeksi bir önceki aya göre %2,5 artarak 87,9’a,
- Reel Kesim (İmalat Sanayi) Güven Endeksi ise %1,0 artışla 102,0 seviyesine yükselmiştir.
- Hizmet Sektörü Güven Endeksi %1,4 artışla 110,5’e,
- Perakende Ticaret Sektörü Güven Endeksi %0,3 artışla 112,8’e,
- İnşaat Sektörü Güven Endeksi ise %1,1 artışla 83,0’a yükselmiştir.
İnşaat Sektörü Analizi Temmuz 2026 – İNŞAAT SEKTÖRÜ
Büyüme sürüyor, ivme zayıflıyor
Türk inşaat sektörü, 2026 yılının ikinci çeyreğine ekonominin büyümesini destekleyen sektörlerden biri olarak girmiştir. 2026 yılının ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisi %2,5 büyürken inşaat sektörü %3,2, gayrimenkul faaliyetleri ise %3,0 oranında büyüme kaydetmiştir. Böylece sektör, 2022 yılının ikinci yarısında başlayan büyüme eğilimini 2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla 14 çeyrektir kesintisiz sürdürmüştür. Bununla birlikte, önceki çeyreklerde %8’in üzerinde gerçekleşen güçlü büyüme performansıyla karşılaştırıldığında, sektörün büyüme hızında belirgin bir ivme kaybı yaşandığı görülmektedir.
Büyümedeki yavaşlamada sıkı para politikası, yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan güçlükler belirleyici olmuştur. Deprem bölgesindeki yeniden inşa faaliyetleri ile kamu altyapı yatırımları sektörü desteklemeyi sürdürürken, özel sektör yatırımlarındaki zayıflama ve ilk el konut talebindeki gerileme büyümenin daha düşük bir tempoda devam etmesine neden olmuştur. Bu durum, son yıllarda ağırlıklı olarak kamu yatırımlarıyla desteklenen büyüme modelinin sürdürülebilirliği konusunda önemli soru işaretleri doğurmaktadır.
Yurt dışı müteahhitlik hizmetleri de yılın ilk yarısında küresel finansman koşulları ve jeopolitik gelişmelerden olumsuz etkilenmiştir. Uluslararası proje hacmindeki yavaşlama, özellikle Orta Doğu’da artan gerilimler ve yatırım kararlarının ertelenmesiyle ilişkilendirilirken, Türk inşaat sektörü sahip olduğu teknik yetkinlik ve uluslararası deneyim sayesinde küresel pazardaki rekabet gücünü korumuştur.

TÜİK tarafından açıklanan sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplamında ciro endeksi
(2021=100), 2026 yılı Mayıs ayında yıllık %32,9 artmıştır. Toplam cironun alt detaylarına bakıldığında 2026 yılı Mayıs ayında yıllık bazda;
- sanayi sektörü ciro endeksi %36,6,
- inşaat ciro endeksi %23,0, ticaret ciro endeksi %31,8 ve
- hizmet ciro endeksi %34,8 oranında yükselmiştir.
Nisan ayında aylık bazda %3,1 oranında artan toplam ciro endeksinin alt detaylarına bakıldığında; aylık sanayi sektörü ciro endeksinin %2,5, hizmet ciro endeksinin %3,6 ve inşaat ciro endeksinin %5,6, ticaret ciro endeksinin %3,0 oranında arttığı görülmüştür.
TÜİK tarafından açıklanan İnşaat Üretim Endeksi’ne göre Mayıs ayında inşaat üretimi aylık bazda %0,4,
yıllık bazda %3,0 azalmıştır.

Öte yandan, 2026 yılının ilk çeyreğinde zincirlenmiş hacim endeksine göre gayrisafi sabit sermaye
oluşumu içerisinde sektörel yatırımların payı %3,3 olmuştur. İnşaat sektörünün mevsim etkilerinden
arındırılmış istihdamdaki payı ise %6,7 olarak gerçekleşmiştir.

TÜİK tarafından açıklanan İnşaat Maliyet Endeksi Mayıs ayında aylık bazda %1,87, yıllık bazda ise %29,84
oranında artmıştır.
Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi Mayıs’ta aylık bazda %1,60, yıllık bazda %34,06 artmıştır.
TÜİK verilerine göre İnşaat Güven Endeksi, diğer ana sektörlerin aksine 2026 yılının ilk çeyreğinde de
diğer çeyreklerde olduğu gibi eşik değer olan 100’ün altında seyretmiş;
- Nisan ayında 83,6,
- Mayıs ayında 82,1,
- Haziran ayında ise 83,0 değerini almıştır.
İMSAD tarafından açıklanan İnşaat Malzemesi Sanayi Endeksi verilerine göre; Mayıs ayında İnşaat Malzemesi Sanayi Bileşik Endeksi bir önceki aya göre 1,6 puan kayıpla 72,9’a gerilemiştir. Aynı dönemde Faaliyet Endeksi bir önceki aya göre 3,2 puan kayıpla 118,8, Güven Endeksi 0,9 kayıpla 46,2, Beklenti Endeksi ise 0,8 puan kayıpla 59,3 olmuştur.
Konut Segmenti: Finansman baskısı sürüyor

Türkiye genelinde ilk el konut satışları Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %23,1 artarak 43 bin 406 adet olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönemde ikinci el konut satışları da %12,5 oranında artışla 86 bin 573 adede yükselmiştir. Böylece toplam konut satışları içinde ilk el satışların payı %33,4, ikinci el satışların payı ise %66,6 olarak gerçekleşmiştir.
Mayıs ayında gözlenen zayıf satış performansının ardından Haziran ayında her iki segmentte de kaydedilen artış, konut piyasasında kısa vadeli bir toparlanmaya işaret etmiştir. Bununla birlikte yılın ilk yarısı itibarıyla ilk el satışların yalnızca sınırlı bir toparlanma sergilemesi, yeni konut üretimini destekleyecek talep koşullarının henüz kalıcı biçimde güçlenmediğini ve finansman koşullarının konut talebi üzerindeki belirleyici etkisini koruduğunu göstermiştir.
Yabancılara yapılan konut satışları Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %20,1 artarak 2 bin 15 adet olarak gerçekleşmiş, toplam satışlar içindeki payı %1,6 seviyesinde kalmıştır.

İş yeri segmentinde de benzer bir toparlanma eğiliminin görüldüğü Haziran ayında ilk el iş yeri satışları yıllık bazda %30,8 artarak 5 bin 126, ikinci el iş yeri satışları ise %14,6 yükselerek 11 bin 439 adet olmuştur.

TCMB Konut Fiyat Endeksi (KFE) verileri

TCMB tarafından Türkiye’deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan Konut Fiyat Endeksi (KFE) (2023=100), 2026 yılı Haziran ayında bir önceki aya göre %2,0 oranında artarak 231,5 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak %24,5 oranında artan KFE, aynı dönemde reel olarak %5,8 oranında azalmıştır.
2026 yılı Haziran ayında şehirlere göre konut fiyat endekslerindeki gelişmeler değerlendirildiğinde aylık
bazda İstanbul’da %2,0, Ankara’da %1,0 ve İzmir’de %3,1 oranında artış kaydedilmiştir. Endeks değerleri
ise yıllık bazda İstanbul’da %25,3, Ankara’da %25,5 ve İzmir’de %22,6 oranlarında yükselmiştir.


TÜİK tarafından açıklanan Yapı İzin İstatistikleri’ne göre 2026 yılı ilk çeyreğinde yapı ruhsatı verilen bina sayısı yıllık bazda %19,6, daire sayısı %37,0 ve yüz ölçümü %26,1 oranında artmış, yapı ruhsatı verilen toplam yüzölçümün, %72,8’i belediyeler, %27,2’si ise diğer yetkili idareler tarafından verilmiştir.
Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri: Jeopolitik gerilimlerin etkisinde
Ocak-Haziran 2026 dönemi itibarıyla Türk inşaat sektörü tarafından yurt dışında 2,7 milyar ABD Doları tutarında 57 proje üstlenilmiştir. Böylece sektörün 1972 yılında Libya ile yurt dışı pazara açılmasından bu yana ulaştığı uluslararası proje portföyü büyüklüğü üstlenilen 12.931 projeyle toplam 566,1 milyar ABD Doları olmuştur. Yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinin 2026 yılının ilk yarısındaki performansı, savaşlar ve küresel jeopolitik gerilimlerin de etkisiyle zayıf seyrini sürdürmüştür.


İnşaat Zirvesi Türkiye 2026: Küresel işbirlikleri ve dönüşüm vizyonu öne çıktı
Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) tarafından T.C. Ticaret Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen İnşaat Zirvesi Türkiye (Construction Summit Türkiye-CST) 2026, Türk inşaat ve yapı malzemeleri sektörlerinin küresel rekabet gücünü geliştirmeye yönelik en kapsamlı uluslararası buluşmalardan biri olmuştur.
Küresel ölçekte yaşanan teknolojik dönüşüm, sürdürülebilirlik odaklı yeni düzenlemeler, değişen finansman modelleri ve jeopolitik gelişmelerin sektör üzerindeki etkilerinin ele alındığı Zirve, kamu, özel sektör, uluslararası kuruluşlar ve finans çevrelerini ortak bir platformda bir araya getirmiştir.
Yaklaşık 1.400 sektör temsilcisinin katıldığı Zirve’de uluslararası pazarda faaliyet gösteren 81 firma stant açarken, iki gün boyunca 350’nin üzerinde ikili iş görüşmesi (B2B) gerçekleştirilmiştir. Türk firmalarının yanı sıra Birleşik Krallık, Güney Kore, Finlandiya, Almanya, İsveç, Japonya, Fransa ve Çin başta olmak üzere birçok ülkeden kamu ve sektör temsilcisi etkinlikte yer almıştır. Birleşik Krallık ve Finlandiya ülke pavilyonlarıyla temsil edilirken, Güney Kore’den kamu kurumlarının katılımı ve 100’ün üzerinde büyükelçi ile diplomatik misyon temsilcisinin Ankara’da bir araya gelmesi, Zirve’nin uluslararası görünürlüğünü ve sektör açısından taşıdığı stratejik önemi ortaya koymuştur.
Küresel ölçekte finansmana erişimin zorlaştığı, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği ve iklim odaklı dönüşümün hız kazandığı mevcut dönemde İnşaat Zirvesi Türkiye 2026, yalnızca bir sektör buluşması olmanın ötesinde, Türk inşaat ve yapı malzemeleri sektörlerinin gelecek vizyonunu ortaya koyan stratejik bir platform niteliği kazanmıştır.
Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP