TMB, İnşaat Sektörü Analizi Nisan 2025 raporunu yayınladı
TMB, İnşaat Sektörü Analizi Nisan 2025 raporunu yayınladı. Nitekim raporda Kırılgan Ekonomiler, Çalkantılı Siyaset ve Ticaret Savaşları ele alındı.
İnşaat Sektörü Analizi Nisan 2025 raporu özeti
Türkiye Müteahhitler Birliği’nin (TMB) İnşaat Sektörü Analizi Nisan 2025 Raporu’nda kırılgan ekonomiler, çalkantılı siyaset ve ticaret savaşları ele alındı.
BU ALANI SİZE AYIRDIK
Firmanızın veya Projenizin Doğru Hedef Kitlesine tanıtımına katkı sağlamak isteriz.
Ayrıntılı bilgi ve işbirliği için info@emlakmedya.com ‘dan bize ulaşabilirsiniz.
2025 yılının ilk çeyreği, küresel ekonomide belirsizliklerin derinleştiği ve yapısal değişimlerin ivme kazandığı bir dönem olmuştur. Dünya genelinde ekonomik toparlanma beklentilerinin getirdiği ihtiyatlı hava, yaşanan jeopolitik gerilimler ve politik belirsizliklerle gölgelenmiştir. ABD ekonomisi dirençli bir görüntü sergilerken, Avrupa’da durgunluk sinyalleri dikkat çekmiştir.
ABD’nin 2025 yılı başında başta Çin olmak üzere bazı ülkelere uyguladığı yeni gümrük vergileri, küresel ticaret dengelerini sarsmakla kalmamış, teknoloji ve yeşil enerji ekipmanları gibi stratejik sektörlerde korumacı eğilimleri artırmıştır. Bu adımlar, Çin ile ABD arasında alevlenen ticaret savaşlarının bir yansıması olarak değerlendirilmiş; birçok ülke, tedarik zincirlerini çeşitlendirme ve yerli üretimi artırma yönünde adımlar atmıştır. Ticaret politikalarındaki bu sertleşme, özellikle gelişmekte olan ülkeler için belirsizlikleri artırmıştır.
Ukrayna’daki savaşın uzaması ve Orta Doğu’da artan çatışmalar, ABD’nin İran ve Çin’e karşı tehditkar tavrı, Çin’in Tayvan ile olan gerilimi, Avrupa’nın olası Rus tehdidine karşı güvenlik politikalarını artırma kararı Soğuk Savaş döneminden bu yana dünyayı ilk defa topyekun bir savaşa bu kadar yaklaştırmıştır.
Bu gelişmeler ışığında, 2025 yılı, ekonomik ve politik kırılmaların derinleştiği, yapay zekâ ve yeşil dönüşüm gibi alanlarda fırsatların yanı sıra belirsizliklerin de arttığı bir dönemin habercisi olmuştur. Dünya ekonomisi, çok kutuplu bir yapıya evrilirken; stratejik kaynaklara erişim, dijitalleşme ve enerji dönüşümü, önümüzdeki dönemin temel belirleyicileri arasında yer almaya başlamıştır.
Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Dünya Ekonomik Görünüm raporunun Ocak ayı güncellemesinde küresel ekonomi için 2025 yılına ilişkin büyüme tahmini %3,3’e yükseltilmiştir.
Dünya Bankası’nın Ocak ayında yayımladığı Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu’nda küresel ekonomik büyümenin 2025 ve 2026 yıllarında %2,7 seviyesinde sabit kalacağı öngörülmüştür.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Mart ayı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda, küresel ekonomik büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize ederek 2025 için %3,1 ve 2026 için %3,0 düzeyine
çekmiştir.
Kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P), Mart ayında küresel ekonomik büyüme tahminini 2025 yılı için %3 olarak korurken, 2026 için %3,1’den %3’e düşürmüştür.
Amerikan Merkez Bankası (FED) Ocak ve Mart aylarında politika faizini değiştirmeyerek %4,25-%4,50 aralığında sabit tutmuştur. FED üyeleri 2025 ve 2026 yılsonu büyüme tahminlerini aşağı yönlü, cari yıl için işsizlik oranı ve çekirdek enflasyon tahminlerini ise yukarı yönlü revize etmiştir.
ABD’de aylık ve yıllık TÜFE Ocak ayındaki yükselişlerinin ardından Şubat’ta hem manşet hem çekirdek olarak beklentilerin altında gerçekleşmiş, enflasyon beklentileri kötüleşirken, %40 yükselen ihtimalle resesyon endişeleri güçlenmiştir.
Euro Alanı ekonomisi, 2024’ün son çeyreğinde çeyreklik bazda %0,2, yıllık bazda ise %1,2 oranında büyümüştür.
Avrupa Merkez Bankası (ECB), Ocak ve Mart aylarında gösterge niteliğindeki faiz oranlarını piyasa beklentileri paralelinde 25’er baz puan indirmiştir. ECB ayrıca, 2025 yılına ilişkin büyüme beklentisini %1,1’den %0,9’a indirirken, enflasyon tahminini %2,1’den %2,3’e yükseltmiştir.
Türkiye ekonomisi 2024 yılının son çeyreğinde yıllık bazda %3,0, 2024 yılı genelinde ise %3,2 ile piyasa beklentilerinin üzerinde bir büyüme kaydetmiştir. 2024 yılında en hızlı büyümenin yaşandığı inşaat sektöründe ise %9,3 ile genel ekonominin önünde bir büyüme gerçekleşmiştir.
Mart ayında TÜFE aylık bazda %2,46 ile piyasa beklentilerinin altında artarken, yıllık TÜFE enflasyonu %38,10 düzeyine gerilemiştir. Aynı dönemde, yurt içi ÜFE aylık bazda %1,88, yıllık bazda ise %23,50 olarak gerçekleşmiştir.
Ocak’ta sanayi üretimi aylık bazda %2,3 daralırken, yıllık bazda %1,2 artmıştır. Aynı dönemde ticaret satış hacmi aylık bazda %4,1 azalırken yıllık bazda %5,3 artmıştır. Perakende satış hacmi ise aylık bazda %2,0, yıllık bazda %12,5 artış göstermiştir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Mart ayı toplantısında politika faizini 250 baz puan düşürerek %42,5 seviyesine indirirken, 20 Mart 2025 tarihinde gerçekleştirdiği Para Politikası Kurulu Ara Toplantısında gecelik borç verme faiz oranını 200 baz puan artırarak %46’ya yükseltmiştir.
Aynı dönemde alt sektörlerden Hizmet Sektörü Güven Endeksi 114,4, Perakende Ticaret Sektörü Güven Endeksi 113,4, İnşaat Sektörü Güven Endeksi ise 88,9 olmuştur.
Türkiye İMSAD tarafından hazırlanan İnşaat Malzemesi Sanayi Bileşik Endeksi Şubat 2025 sonuçlarına göre, Bileşik Endeks bir önceki aya göre 0,8 puan azalarak 84,3 puana gerilemiş, Faaliyet Endeksi de bir önceki aya göre 1,3 puan düşerek 124,5 puan seviyesine inmiştir. Güven seviyesi yeni yılın ikinci ayında bir önceki Ocak ayına göre 0,9 puan gerileyerek 59,9, Beklenti Endeksi ise 0,3 puan azalarak 69,6 puan olarak gerçekleşmiştir.
Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri (YDMH) kapsamında Ocak-Mart 2024 dönemi itibarıyla Türk inşaat sektörü tarafından yurt dışında 560 milyon ABD Doları tutarında 14 proje üstlenilmiştir.
İnşaat Sektörü Analizi Nisan 2025 DÜNYA – Küreselleşme Çağının Sonu
2025 yılına önceki yıllardan devraldığı belirsizlik ve kaosun sarsıntısında giren dünya, ekonomik kırılganlıkların ve siyasal çalkantıların iç içe geçtiği ilk çeyreği yorgun bitirmiştir. ABD’de ikinci kez başkanlık yarışını kazanan Donald Trump, yemin töreninin ardından görevine hızlı başlamış, küresel dengeleri hem ekonomik hem diplomatik düzeyde derinden sarsmıştır. Başkan Trump, ilk döneminde “Make America Great Again” ve “America First” söylemiyle şekillendirdiği politikasını, bu kez göreve gelir gelmez imza attığı sansasyonel kararlar, daha yüksek gümrük vergileri, müttefiklere yönelik ekonomik baskılar ve küresel ticarete yönelik hamleleriyle daha da keskinleştirmiştir. Küresel gerilimi sürekli tırmandıran Başkan Trump, Meksika Körfezi’nin adını Amerika Körfezi yapmak, Kanada’ya ABD’nin 51.eyaleti olmasını teklif etmek, Paris İklim Anlaşması’ndan çıkmak, Grönland ve Panama’yı satın almak, Gazze Şeridi’nin kontrolünü ele alarak Filistinlileri başka ülkelere “kalıcı olarak yerleştirdikten” sonra bölgeyi yeniden inşa etmek gibi sert çıkışları ve birbirinden çarpıcı söylemleriyle gündemi belirlemiştir.
Yılın ilk çeyreğinin en dikkat çekici gelişmesi kuşkusuz, Donald Trump’ın getirdiği mütekabiliyet esaslı ek gümrük vergileri ve sonrasında alevlenen küresel ticaret savaşları olmuştur. Başkan Trump, 2 Nisan’da yaptığı basın toplantısında en az %10 olmak üzere tüm ülkelere farklı oranlarda uygulanacak baz gümrük vergileri listesini açıklamış, listede özellikle Çin menşeli ürünlere getirdiği yüksek vergi oranı dikkat çekmiştir. Çin tarafından özellikle tarım ve teknoloji alanlarında karşılık verilen bu çekişme, yalnızca ikili ticareti değil, tüm küresel tedarik zincirleri için tehdit haline gelmiştir. ABD, Çin’den ithal edilen ürünlere önce %34 gümrük vergisi getirmiş, sonrasında bu oran önce %104’e ardından %145’e çıkarılmıştır. Çin, bu hamlelere misilleme olarak gümrük vergilerinde ABD mallarına %34’lük vergi koyduktan sonra bu oranı önce %84’e, ardından da %125’e yükseltmiştir. Her ne kadar Başkan Trump getirdiği gümrük vergilerini Çin dışındaki ülkeler için 90 gün boyunca askıya alarak ülkelerle pazarlık kapısını aralık bırakmışsa da iki süper güç arasındaki bu gerilim yalnızca ticari alanda sınırlı kalmamış; teknoloji, güvenlik ve jeopolitik düzlemde de etkili olmuştur.
2025 yılının ilk çeyreğinde ekonomi, göç ve politik belirsizliklerin neden olduğu zorluklarla mücadele eden Avrupa, Trump yönetiminin özellikle NATO’ya yönelik eleştirileri ve üçüncü yılına girerken halen çözülemeyen Rusya-Ukrayna savaşına yönelik tutumu nedeniyle güvenlik konusunda kendi iç çözüm arayışlarına yönelmiştir. Ukrayna’ya destek açıklaması yapan Avrupa Birliği savunma harcamalarını artırma kararı almıştır.
Ortadoğu ise, her zamanki gibi jeopolitik karmaşanın ve insani krizlerin merkezinde yer almaya devam etmiştir. Ocak ayında başlayan ateşkesi Mart ayında bozan İsrail, Gazze’ye yönelik yoğun saldırılarına devam etmiş, bölgede yaşananlar kıtlık ve soykırım arasında insani bir felakete dönüşmüştür. Öte yandan, Suriye’nin bir bölümünü işgal eden İsrail’e yönelik ABD desteği, küresel kamuoyunda tartışmalara neden olmuştur.
Tüm bu jeopolitik gelişmelerin ortasında, küresel ekonomi ciddi ölçüde dalgalanmıştır. Başkan Trump’ın ticaret savaşları, korumacı politikaları ve müttefiklere karşı dahi uyguladığı ekonomik baskılar, güven ortamını zayıflatmıştır. Küresel yatırım akışları yavaşlamış; gelişmekte olan ülkelerde döviz, faiz ve enflasyon baskıları artmıştır. Özellikle Çin ve Avrupa’da üretim ve tüketim göstergelerinde belirgin düşüşler yaşanmış, büyüme beklentileri aşağı çekilmiştir.
Tüm bu gelişmeler değerlendirildiğinde 2025 yılının, öngörülebilirliğin azaldığı hem ekonomik kırılganlıkların hem de siyasi çalkantıların eş zamanlı derinleştiği, küreselleşme çağının son bularak yerini korumacılığın yüksek duvarlarına bıraktığı yeni dünya düzeninin doğum sancıları ile geçeceği öngörülmektedir.
Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Ocak ayında “Küresel Büyüme: Farklı ve Belirsiz” başlığıyla yayımladığı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda, küresel ekonominin istikrarını koruduğu ancak bunun derecesinin ülkeler arasında büyük farklılıklar gösterdiği belirtilmiştir. Raporda küresel ekonominin 2025 ve 2026 yıllarında %3,3 ile 2000-2019 ortalaması olan %3,7 oranının altında büyüyeceği öngörülmüştür.
Küresel manşet enflasyonunun 2025’te %4,2’ye, 2026’da ise %3,5’e düşmesinin beklendiği belirtilen raporda, gelişmiş ekonomilerde hedef seviyeye, gelişmekte olan ekonomilere kıyasla daha erken dönülmesinin öngörüldüğü kaydedilmiştir.
ABD ekonomisine ilişkin büyüme beklentisinin 2025 yılı için %2,2’den %2,7’ye yükseltildiği kaydedilen raporda, ülke ekonomisinin gelecek yıla ilişkin büyüme tahmini %2’den %2,1’e çıkarılmıştır. Raporda, Euro Bölgesi ekonomisine ilişkin büyüme tahmini ise 2025 yılı için %1,2’den %1’e ve 2026 yılı için %1,5’ten %1,4’e düşürülmüştür.
Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinden Almanya’nın büyüme tahmininin 2025 yılı için %0,8’den %0,3’e ve 2026 yılı için %1,4’ten %1,1’e indirildiği kaydedilen raporda, İngiltere ekonomisinin büyüme beklentisi 2025 yılı için %1,5’ten %1,6’ya çıkarılırken, 2026 yılı için %1,5’te sabit tutulmuştur.
Raporda, yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülke ekonomileri grubunda yer alan Çin ekonomisine ilişkin büyüme beklentisi 2025 yılı için %4,5’ten %4,6’ya ve 2026 yılı için %4,1’den %4,5’e çıkarılmıştır. Rusya ekonomisine ilişkin büyüme tahmini ise 2025 yılı için %1,3’ten %1,4’e çıkarılmış, 2026 yılı için %1,2 olarak korunmuştur.
Dünya Bankası’nın Ocak ayında yayımladığı “Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu”nda, enflasyonun hedeflere yaklaşması ve parasal genişlemenin hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ekonomilerde faaliyeti desteklemesiyle küresel büyümenin istikrar kazandığı belirtilmiştir. Raporda, enflasyon ve faiz oranlarının kademeli olarak düşmesiyle küresel ekonominin 2025 ve 2026 yıllarında %2,7 büyüyeceği öngörülmüştür.
Küresel ekonominin sürdürülebilir ekonomik kalkınmayı teşvik etmek için yetersiz kalacağına yönelik tahminlere işaret edilen raporda, ayrıca artan politik belirsizlik, olumsuz ticaret politikaları, jeopolitik gerilimler, kalıcı enflasyon ve iklimle ilgili doğal afetlerden kaynaklanan riskler olduğu aktarılmıştır. Küresel ekonomik büyümenin %60’ını sağlayan gelişmekte olan ekonomilerin, 21. yüzyılın ilk çeyreğini zayıf büyüme görünümüyle tamamlayacağının tahmin edildiği raporda, küresel ekonomi önümüzdeki iki yılda istikrara kavuşsa bile gelişmekte olan ekonomilerin gelişmiş ekonomilerin gelir seviyelerini yakalama konusunda daha yavaş ilerleme kaydetmesinin beklendiği ifade edilmiştir.
Gelişmekte olan ekonomilerdeki büyümenin gelecek 2 yıl boyunca %4 civarında kalmasının beklendiği belirtilen raporda, bunun Covid-19 salgını öncesine göre daha zayıf bir performans olacağı ve yoksulluğun azaltılması ile daha geniş kalkınma hedeflerine ulaşılması için gerekli ilerlemeyi teşvik etmekte yetersiz kalacağı aktarılmıştır.

Küresel ticarete ilişkin belirsizliklerin gündemde olduğu Mart ayında ABD Doları’nın değer kaybetmesi ve Almanya’da borç freni reformunun onaylanması küresel ölçekte emtia fiyatlarını artırmıştır. Belirsizlik ortamında güvenli yatırım araçlarına yönelimin artmasıyla Mart ayı içerisinde altının ons fiyatı aylık bazda %9,26 artarak 3.123 ABD Doları ile tarihi zirvesini görmüştür.
İnşaat Sektörü Analizi Nisan 2025 TÜRKİYE
Kırılma Noktaları
Türkiye, 2025 yılına küresel gelişmelerin sarsıntılarında, yüksek enflasyon, düşük döviz rezervi, dış borç yükü gibi yapısal sorunlarla mücadele eden ve acı reçeteler ile iyileşmeye çalışan ekonomisine odaklanarak başlamıştır. Toplumun ekonomi yönetiminin uyguladığı sıkı ekonomik programı kabullendiği, iyileşmeye dair zayıf beklentilerin arttığı yılın ilk çeyrek döneminde gerek yurt içinde gerek dünyada yaşanan gelişmeler ile birlikte önemli kırılma anları yaşanmıştır.
Küresel ekonomi, ABD yönetiminin açıkladığı yeni ek gümrük vergileri ile sarsılırken Türkiye gündemi art arda yaşanan gelişmeler ile bambaşka bir noktaya taşınmıştır.
Yaşanan tüm bu kırılma noktaları sonucunda ekonomi derinden etkilenmiş, borsa değer kaybetmiş, Merkez Bankası’nın dolar rezervlerinde tarihi kayıplar yaşanmış, ülkenin CDS primi yeniden sıçramış ve ekonomi yönetiminin son iki yılda aldığı kararlar ve uyguladığı acı reçetenin gösterdiği tüm iyileşme belirtilerinde başa dönülmüştür. Türkiye, küresel gelişmelerin de eklendiği bu derin belirsizlikte rotasını bulmaya çalışmaktadır.
Yaşanan siyasi ve toplumsal gelişmelere sert tepki veren ekonomi piyasalarında ABD Doları hızla yükselirken Türk Lirası’nda sert değer kaybı yaşanmıştır. TCMB’nin müdahalesi ve ilave sıkılaşma önlemleri ile yaşanan sarsıntının etkileri hafifletilmeye çalışılmış, gecelik borç verme faizi %46’ya yükseltilmiştir. TCMB’nin swap hariç net rezervlerindeki gerileme ay sonunda 26,7 milyar ABD Doları’nı bulmuştur. Bununla birlikte, Türkiye’nin CDS primi Mart ayını 313 puan ile tamamlamış, Nisan’ın ilk haftasında 372 puana kadar yükselerek Kasım 2023’ten bu yana en yüksek seviyeyi görmüştür.
Türkiye ekonomisi 2024 yılının son çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre %3,0, 2024 yılı genelinde ise %3,2 ile piyasa beklentilerinin üzerinde büyümüştür. 2024 yılının son çeyreğinde mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış çeyreklik büyüme %1,7 düzeyinde gerçekleşerek teknik resesyonun sona erdiğini göstermiştir. Beklentileri aşan son çeyrek verisi ile son 6 çeyreğin en yüksek düzeyine ulaşılmıştır.
Yaşanan bu gelişmeler ekonomi çevrelerince son iki yılda ekonomi yönetiminin yürüttüğü tüm çalışmaların ve uygulanan politikaların boşa gittiği şeklinde değerlendirilmiştir.
Uluslararası Para Fonu (IMF) Dünya Ekonomik Görünüm raporunun Ocak ayı güncellemesinde Türkiye ekonomisinin 2025 yılı büyüme tahminini %2,7’den %2,6’ya indirmiş, 2026 yılı tahminini ise %3,2 olarak korumuştur.
Dünya Bankası, Ocak ayında yayımladığı “Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu”nda, Türkiye ekonomisinin 2025 yılında %2,6 ve 2026 yılında %3,8 büyüyeceği öngörülmüştür.
Raporda, cari işlemler dengesinin iyileştiği, uluslararası rezervlerin arttığı ve ülkenin risk primindeki düşüşün, finansal piyasalarda olumlu etkiler yarattığı belirtilmiştir.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye ekonomisine ilişkin 2025 yılı büyüme beklentisini %2,6, 2026 yılı beklentisini ise %3,5 olarak korumuştur.

Sanayi üretim endeksi Şubat ayında yıllık bazda %1,9 gerileyerek daralma trendini sürdürmüştür. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün %5,8, imalat sanayi sektörünün %2,5 oranında azaldığı, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme sektörünün ise %8,5 oranında arttığı görülmektedir. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi Şubat’ta aylık bazda %1,6 azalmış, hizmet üretim endeksi ise aylık bazda %2,0 ve yıllık bazda %1,2 oranında artmıştır.
Büyüme: Ekonomi teknik resesyondan çıktı
Türkiye ekonomisi, TÜİK’in zincirlenmiş hacim endeksine göre 2024 yılının son çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre beklentilere paralel olarak %3,0 büyümüştür. 2024 yılı ilk çeyrek büyüme oranı %5,3’ten %5,4’e, üçüncü çeyrek büyüme oranı ise %2,1’den %2,2’ye yukarı yönlü revize edilmiştir. Böylece Türkiye ekonomisi 2024 yılı genelinde %3,2 ile piyasa beklentisinin üzerinde bir büyüme kaydetmiştir.
Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyüklüğü 2024 yılında bir önceki yıla göre %63,5 artarak cari fiyatlarla 43 trilyon 410 milyar 514 milyon Türk Lirası olmuştur. Kişi başına düşen GSYH de cari fiyatlarla 15 bin 463 ABD Doları ile tarihi yüksek düzeyine ulaşmıştır. 2024 yılının son çeyreğinde mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış çeyreklik büyüme %1,7 düzeyinde gerçekleşerek teknik resesyonun sona erdiğini göstermiştir.
Yılın son çeyreğinde üretim yöntemine göre büyümeye en yüksek katkı %2,4 ile hizmetler sektöründen gelmiştir. Bu çeyrekte yıllık bazda büyümeye 1,5 puan katkıda bulunan hizmetler sektörünün GSYH içindeki payı %59,29 olmuştur. Aynı dönemde %10,4 oranında büyüyen vergi ve sübvansiyon kalemi, 1,2 puan ile büyümeye en yüksek ikinci katkıyı vermiştir. Son çeyrekte %8,7 büyüyen inşaat sektörünün büyümeye katkısı 0,4 puan artmıştır. Yılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde sıkı para politikasının etkisiyle büyümeye negatif katkı yapan sanayi sektörünün büyümeye katkısı son çeyrekte pozitife dönmüştür. Son
çeyrekte %1,4 oranında büyüyen ve GSYH içinde %18,57 ile ikinci en yüksek paya sahip olan sanayi sektörü, büyüme oranına 0,3 puan katkıda bulunmuştur. Son çeyrekte %4,7 büyüme kaydeden tarım sektörü ise büyümeye 0,2 puan ile en düşük katkıyı yapan sektör olmuştur.
Enflasyon: Gerilemeye devam ediyor
Mart ayında TÜFE aylık bazda %2,46 ile piyasa beklentilerinin altında artış kaydetmiş, böylece yıllık TÜFE enflasyonu gerileme eğilimini sürdürerek %38,10 ile Aralık 2021’den bu yana en düşük seviyesine inmiştir. Mart’ta Yİ-ÜFE aylık bazda %1,88 artarken, yıllık Yİ-ÜFE enflasyonu %23,50 ile Kasım 2022’den beri en düşük düzeyinde gerçekleşmiştir.
Para Politikası: Enflasyon, faiz, döviz üçgeni
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), 23 Ocak’ta yaptığı yılın ilk toplantısında politika faizini 250 baz puan indirerek %45 seviyesine çekmiş, 6 Mart’taki ikinci toplantıda da 250 baz puan düşürerek %42,5 seviyesine indirmiştir.
Güven Endeksleri: İki yılın zirvesinde
TÜİK’in Ekonomik Güven Endeksi, Şubat ayında 99,2 iken, Mart ayında %1,6 oranında artarak 100,8 değerini almıştır. Böylece 100 puanın üzerine çıkan endeks 2023 yılı Mayıs ayından bu yana en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Alt endekslere bakıldığında Mart ayında bir önceki aya göre Tüketici Güven Endeksi %4,6 oranında artarak 85,9, Reel Kesim (İmalat Sanayi) Güven Endeksi %0,4 oranında artarak 103,2 olmuştur. Diğer alt endekslerden Hizmet Sektörü Güven Endeksi %0,2 oranında artarak 114,4, Perakende Ticaret sektörü Güven Endeksi %2,5 oranında azalarak 113,4 ve İnşaat Sektörü Güven Endeksi %0,5 oranında azalarak 88,9 değerini almıştır.
İnşaat Sektörü Analizi Nisan 2025 İNŞAAT SEKTÖRÜ
Belirsizliklerin Gölgesi Artarken İnşaat Sektörünün Yönü Ne Olacak?
2024 yılını tüm ekonomik ve jeopolitik olumsuzluklara rağmen, deprem bölgesinin yeniden inşasının da etkisiyle genel ekonominin üzerinde bir büyüme ile bitiren inşaat sektörü, 2025 yılının ilk çeyreğinde de aynı konu ve sorunlarla yoluna devam etmiştir. Yurt içinde yüksek inşaat maliyetleri, tasarruf tedbirleri paketi çerçevesinde zorunlu haller ve deprem bölgesi hariç ara verilen kamu yatırımları ve durdurulan projelerin müteahhitlerinin tasfiye hakkı talebi, sektörün eleman sorunu devam ederken yurt dışında ise artan jeopolitik gerilimlere bağlı olarak yaşanan pazar kaybı, yurt dışında üstlenilecek projelerde teminat mektubu sorunu sektörün en önemli problemleri olmaya devam etmiştir. Bununla birlikte, ABD’nin fitilini ateşlediği ve giderek tırmanan gümrük vergisi krizi 2025 yılının ilk çeyreği biterken ticaret savaşlarına dönüşmüş, küresel, serbest ve adil ticaret sistemi yerini aşırı korumacı politikalara ve belirsizliğe bırakmıştır.
Bu yeni düzenin Türk inşaat sektörünü de etkilemesi beklenmektedir. Sıkışan küresel ekonomik koşullarda inşaat sektöründe Türkiye ve Çin gibi rekabetçi ve güçlü rakiplerle başa çıkamayan ülkelerin, kamu ihalelerinde kendi ülkelerinin inşaat firmalarını korumaya yönelik adımlar atması beklenmektedir. Bunun en güncel örneği bir Türk müteahhitlik firmasının, Hırvat kamu ihale mevzuatı kapsamında katıldığı bir ihalede izlenen usullere ilişkin olarak açtığı dava çerçevesinde, Hırvatistan Yüksek İdare Mahkemesi’nin Avrupa Birliği Adalet Divanı’na (ABAD) taşımış olduğu başvuru için ABAD’ın, kamu alımları alanında ilgili AB mevzuatı ve mevzuatın uyumlaştırılması için hazırlanan ulusal mevzuatın, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Kamu Alımları Anlaşmasına taraf olmayan ve AB ile kamu alımları alanında ikili bir anlaşma akdetmemiş üçüncü ülkeler açısından bir hak doğurmayacağına dolayısıyla üçüncü ülke firmalarının eşit muamele ilkesinden yararlanmalarının zaruri olmadığına hükmettiği karardır. Söz konusu Karar’da ilaveten, AB üyesi ülkelerdeki ihale makamlarının üçüncü ülke firmalarının kabul edilmesi konusunda takdir yetkisine sahip olduğu da teyit edilmektedir. Bununla birlikte, firmalarımızın AB ülkelerinde kamu alımlarına yönelik projelerde sorun yaşamamasını teminen gerekli yasal altyapının ülkemiz ilgili makamları tarafından zamanında tamamlanmasının büyük önem taşıdığı değerlendirilmektedir.
Arka arkaya sarsıcı gelişmelerle belirsizliğe sürüklenen politik gündem, Türk lirasının değer kaybetmesinin yanı sıra risk primini artırarak gerek yurt içi gerek yurt dışı projelerin finansmanında firmaların zorluk yaşamasına neden olmaktadır.

İnşaat sektörü, 2024 yılı son çeyreğinde %8,7 ile genel ekonominin üzerinde bir büyüme kaydetmiş, üçüncü çeyrek döneme ait büyüme rakamı da %9,2’den %11,1’e güncellenmiştir. Böylece sektör, üst üste 9 çeyrek kesintisiz büyümeye devam etmiştir. 2024 yılı genelinde %9,3 büyüyen inşaat sektörü, deprem bölgesinin yeniden imarı ve özellikle büyükşehirlerde devam eden kentsel dönüşüm çalışmalarının da etkisiyle üst üste iki yıl yüksek büyüme performansı sergilemiştir.
2024 yılında gayrimenkul sektörü zayıf da olsa büyüme eğilimini sürdürmüş, gayrimenkul faaliyetleri 2024 yılı dördüncü çeyreğinde %1,3, yıl genelinde ise %2,4 oranında büyümüştür.
TÜİK tarafından açıklanan sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplamında ciro endeksi (2021=100), 2025 yılı Şubat ayında yıllık %32,0 artmıştır. Toplam cironun alt detaylarına bakıldığında; 2025 yılı Şubat ayında yıllık bazda sanayi sektörü ciro endeksi %21,0, inşaat ciro endeksi %49,1, ticaret ciro endeksi %34,4 ve hizmet ciro endeksi %39,6 oranında yükselmiştir.
Şubat ayında aylık bazda %3,4 oranında artan toplam ciro endeksinin alt detaylarına bakıldığında; aylık sanayi sektörü ciro endeksi %2,0 azalırken, inşaat ciro endeksi %6,0, ticaret ciro endeksi %4,0 ve hizmet ciro endeksi %2,4 oranında artmıştır.
TÜİK tarafından açıklanan İnşaat Üretim Endeksi‘ne göre Şubat ayında inşaat üretimi aylık bazda %0,3 azalırken, yıllık bazda %12,7 artış kaydetmiştir. İnşaatın alt sektörleri incelendiğinde, Şubat ayında bina inşaatı sektörü endeksi aylık bazda %0,9 azalırken yıllık bazda %14,9 artmıştır. Bina dışı yapıların inşaatı sektörü endeksi aylık bazda %0,2 azalırken yıllık bazda %10,3 artmış ve özel inşaat faaliyetleri sektörü endeksi aylık bazda %1,6 ve yıllık bazda %7,1 yükselmiştir

Öte yandan, 2024 yılı dördüncü çeyrek döneminde zincirlenmiş hacim endeksine göre gayrisafi sabit sermaye oluşumu içerisinde sektörel yatırımların payı %9,7’ye yükselmiştir. İnşaat sektörünün istihdamdaki payı ise %6,6 olarak gerçekleşmiştir.
TÜİK tarafından açıklanan İnşaat Maliyet Endeksi verilerine göre malzeme ve işçilik maliyetlerindeki artış, ivme kaybına rağmen devam etmiştir. Zira endeks, Şubat ayında aylık bazda %1,24, yıllık bazda ise %23,94 oranında artmıştır. Böylece Kasım 2020’den bu yana en düşük yıllık artış görülmüştür.

TÜİK verilerine göre İnşaat Güven Endeksi, diğer ana sektörlerin aksine 2024 yılının son çeyreğinde de diğer çeyreklerde olduğu gibi eşik değer olan 100’ün altında seyretmiş; Ocak ayında 91,7, Şubat ayında 89,3, Mart ayında ise 88,9 değerini almıştır.
Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) tarafından yayımlanan İnşaat Malzemesi Sanayi Bileşik Endeksi Şubat ayında yıllık bazda 0,8 puan azalarak 84,3 puana gerilemiştir.
Konut Segmenti: Konutta reel kayıp dönemi devam ediyor
Türkiye genelinde konut satışları 2025 yılı Mart ayında yıllık bazda %5,1 oranında artarak 110 bin 795 olmuştur. 2025 yılı Ocak-Mart döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %20,1 artan konut satışları 335 bin 786 olarak gerçekleşmiştir. Konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 19 bin 820 ile İstanbul, 10 bin 203 ile Ankara ve 7 bin 513 ile İzmir olurken, en az olduğu iller sırasıyla 28 ile Ardahan, 33 ile Bayburt ve 63 ile Tunceli olmuştur.

TCMB Konut Fiyat Endeksi (KFE) verileri
TCMB tarafından Türkiye’deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan Konut Fiyat Endeksi (KFE) (2023=100), 2025 yılı Mart ayında bir önceki aya göre %2,0 oranında artarak 174,0 seviyesinde gerçekleşmiştir.
Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri: Finansman sorunu sektörü olumsuz etkiliyor
Ocak-Mart 2025 dönemi itibarıyla Türk inşaat sektörü tarafından yurt dışında 560 milyon ABD Doları tutarında 14 proje üstlenilmiştir. Böylece sektörün 1972 yılında Libya ile yurt dışı pazara açılmasından bu yana ulaştığı uluslararası proje portföyü büyüklüğü, 137 ülkede üstlenilen 12.505 projeyle toplam 535,3 milyar ABD Doları olmuştur.

2025 yılının ilk üç ayında yurt dışında en çok iş üstlenilmiş ülke 199 milyon ABD Doları ile Türkmenistan olurken, 154,1 milyon ABD Doları ile Libya ikinci, 110 milyon ABD Doları ile de Irak üçüncü sırada yer almıştır.
Kaynak; 2025_analiz_nisan.cdr
15 Nisan 2025 tarihine kadar yayımlanan bilgi ve veriler dikkate alınmıştır.
Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP